BAŞLAMAK
Başlamak, belirsizlik içinde atılan en önemli adımdır. Hava soğumaya başladı. Yaz ise, sanki hiç yaşanmamış gibi, sessizce akıp gitti. Bir kum tanesi gibi… Fark edilmeden, iz bırakmadan. Ama biliyorum ki yeniden yeşermek için bekleyen tomurcuklar var. Koca bir yılı geride bıraktık. Bu yazının ilk cümlesini 09.10.2025 tarihinde yazmışım. Şimdi ise Nisan 2026’dayım. Az gibi görünen ama içinde sayısız hikâye barındıran uzun bir zaman. O gün hamile olan bir kadın, bugün doğum yapmış olabilir. Belki erken doğumla, belki de planlı bir şekilde… Hayata yeni bir başlangıç bırakılmıştır. Peki biz? Neden kendi akışımızı yazmadık? “Ne akışı?” deme. Biz akmadık, tufan olduk. Geldik, geçtik. İlk kelimemiz “başlamak”tı. Hayat da öyle başlamadı mı zaten? Doğduğumuz anda, bir ebenin attığı o tokatla… O tokat aslında bir uyarıydı: “Ses ver. Tepki ver. Yaşa.” Ağlamazsan? İşte o zaman her şey bir anda kaosa döner. O odadaki herkes tek bir şeye odaklanır: “Ağladı mı?” Bir bebek için hayatın ...



